























Yaşamın İkiye Bölünmüşlüğüne İnat
Yaşamın ikiye bölünmüşlüğüne inat;
Vursam kendimi şu sisli dağlara şimdi,
Kardelenlere yalvarmasam bile,
Açılıverirlerdi bitap,
Görüp bu arzuhalimi…
Uzanıp tutardım hasretin elini;
Anlamı olurdum bu kahpe yaşamın,
Çiçeğe dönüşürdü tüm göz yaşları,
Diriliverirdi içimdeki ölü düşler belki…
Acılar evriliverirdi yatağında;
Süzülerek dökülüverirdi inci inci…
Avuçlardım yüreğimle,
Su gibi aziz akan, o güzel sözcükleri.
Leylâ’yı Mecnun’a kavuşturabilsem Fuzuliye inat;
Duvak duvak süslesem tüm sevenleri,
Yusuf’u züleyha’ya,
Ferhat’ı Şirin’e...
Kıyardım nikâhını iki dünyanın,
Gülü olurdum belki o vakit,
İrem bahçelerinin...
Yaşamın o ince çizgisine inat;
Keskin bir bıçak olabilsem şimdi,
Kesiverirdim Azrailin ipini,
Yenilmezdim Delidumrul misali,
Diz çöktürürdüm kara yazgılara,
Sürerdim yaşamın çifte sonsuzluğuna...
Yaşamın o ince çizgisine inat...
Yorum (0) Yorum yaz! Arkadasina Gönder!
0 yorum yazılmıştır