























"Hoş Geldin Kış"
Nasıl geçtiğini anlayamadığımız, koca bir yılın; zihin ve bedenlerde bıraktığı yorgunluğu atmak ve hemen hemen herkesin büyük özlemi olan tatiller...
Valizini kapan, tüm benliğini varacağı yerlerin hayali ile keyif, heyecan, güven ve umutla, kâh kıvrıla kıvrıla, kâh ucu bucağı görünmeyen dümdüz yolların ve sürücülerin katedeceği kilometrelere bırakması, ne vaz geçilmez bir arzudur...
Ve...
Ve aklımızın ucundan bile geçirmek istemediğimiz,
o cinsiyeti belirsiz "Trafik Canavarı"...
Hemde, her geçen gün biraz daha artan, inanılması güç; olduğundan fazla...
Çok istenen tatilleri bile gözden çıkarmaya yetecek kadar önemli iken; her ihtimali göze alarak, eş dost ile vedalaşıp, dört tekerleğe emanet edilen can(lar)...
Beraberinde ve Sonrasında!...
Hayatımızın, bir parçası olan günlük haberlerde, görmeye bile tahammülümüzün olmadığı, araç hurdalarıyla tıkanmış yolların zihinlere bıraktığı acı manzaralar...,
hasarlar...
İşte..!.
Hal böyle iken; gözün-gönlün istediği yere çekip gitmek istemesi, ve her defasında karşı çıkılması imkansız olan arsız istek(ler)...
"Kiminin" hayatında, unutulmaz acı izler bırakmış...
"Kimini" işlevsiz bir bedenle yaşamaya mahkum etmiş...
"Kimisi de; yuvasına, sevenlerine, sevdiklerine yani eski günlerine tekrar kavuşma şansı bulmuştur.
Bir dahaki seferde neler olur bilemeyiz fakat; çok istediğim böylesi dinlenme ihtiyacına adım atarken üstü kapalı bir vedalaşma ile ayrılmış, şükürler olsun ki, tekrar kazasız-belasız olmam gereken yerde bulunmaktayım.
Şimdilerde; kavurucu sıcakların, yavaş yavaş serin bir atmosfere teslim oluşu...,
İlkbaharın gelişini insanlara müjdeleyen kuşların göçüşü...,
renk renk açan çiçeklerin birer birer soluşu...,
ton ton yeşillenmiş yaprakların sararıp hüzünle dökülüşü tıpkı yaşam ile ölüm arasındaki ince çizgi gibi...
Bir yandan zamanı durduramama kaygısı!.
Diğer yandan bir adım daha atsa; koca bir KIŞ!.
İlkbaharın ve yazın o cıvıl cıvıl, her yönü ile hareketli güzelliklerini kıskanan bulutlar; gri tonlara bulanmış, sıcaklardan intikam alırcasına, saklayamadığı gözyaşlarını nazlı nazlı dökmekte sessizce...
Ne geriye dönüş şansı var, ne de yerinde durabilir, "Kasımpatı"larda teselli bulmakta ve bildiği kışın, akan zamanın, solgun mahkumu sanki...
Sanki her zamankinden bir başka hüzünlü bu kez!..
Adına, SONBAHAR dediğmiz ve bir diğer adı ile; bu "solgun (güz) zaman" dilimi...
.................
Geçti yaz, geçti Eylül, geldi Ekim, geldi SONBAHAR ve "Hoş Geldin Kış" demeye, ramak kala; yazmaya devam edelim yine,
Ez û Tu
Yorum (0) Yorum yaz! Arkadasina Gönder!
0 yorum yazılmıştır
