























Alageyik Hikayesi...

Alageyik türküsü bir efsanedir her yörede her bölgede anlatılır...
Çukurova ‘da Halil ile Zeynep, Manisa ovasında Fatma kızla Mustafa’nın öyküsüdür anlatılan... Ama aynı minval, aynı tutku... aynı aşk...
Zamanlardan bir zaman
Anadolu’nun bol ormanlı sarp yamaçlıdağlarının kıyısında bir avcı genç yaşarmış. İki tutkusu varmış bu gencin. Biri sevdiği kız...
Ötesi geyik avı, sürek avı.Avdan vazgeçmesi imkansız, yarsız yaşaması
ölüm demekmiş. Sık sık tüfeği omzunda ormanlara vurur, dağlara koşar, sürek avına koyulurmuş.
Günlerce köye eve uğramazmış. Genç ceylanların, sürmeli geyiklerin
korkulu düşüymüş. Vurdu mu iki çatal boynuzun ortasından vururmuş geyikleri..Dağda ormanda kara bir gölge gibi kayıp gidermiş...
Geyik avı tekin değildir... Anayı yavrusundan ayıran av ağır
vebal getirir. Ama avcılık bir tutkudur... Gözü karartan bir yangındır. Taş kesilir yürek...
İşte o genç avcı bir kez
Alageyik durur, tüfek omzunda nişan alır genç, geyik sırra kadem basar. O dağ senin, bu tepe benim günlerce yalnız onu arar gözleri... Geyik bir vardır bir yok! bir görünür bir kaybolur...
Köy halkı çocuğu merak ederler, genç geyiğin peşinde, köylüler onun... tüfek seslerini dinleyip iz sürerek,genci bulurlar sonunda... Hala pusuya yatmış,Alageyiği gözlerken onu alıp köye götürürler.
Geyik avından vazgeçirmek için, sevdiği kızla hemen evlensin diye düğün dernek kurarlar... Gencin hoşuna gider. Genç kızın gözlerindeki aşk ateşi yüreğini yalazlandırır.
İşte tam o sırada, seccadede namaz kılıp kalktıkları sırada pencerede bir hayal görür genç. Alageyiğin hayali, Işığı odaya düşer gibi...Duvardan tüfeğini kapar atlar pencereden dışarı... Alageyik bir hayal, bir serap... Bir aynalı düş ki genç avcı, damatlığı üstünde onun peşinde.
Ertesi sabah bir uçurumun altında bulunur ölüsü delikanlının...Kimi der Alageyik atlayınca uçurumdan kendi de geçmeye kalktı! Kimi der bütünvurulan geyiklerin laneti genç avcıyı muradına eremeden yaktı...
Sevginehri.net
............................
Güneşin kızıllığı belirirken burada .
Belki gece karanlığında oralarda
Bir kaya parçası üzerinde iki kişi ,
Biri dişi .
Ay bile doğarken belki oralarda
Romeo Julietten mavi bir parça .
Belki aynı evde iki dargın aşık .
Yatak başında ,
Barışacakları anı beklemede usulca , umutla .
Mevsimler yıllara asılmışken ,
Yıllar kapalı kutu .
Koyun derisi neyine yetmezdi de ,
Alageyik derisinden yelek istedin sanki dedi
Ve sustu...
Orhan KANBAK
...................
Biz; hem, avla-ma-yalım... hem de, avlan-ma-yalım emi?
Ez û Tu
;)
.
Yorum (3) Yorum yaz! Arkadasina Gönder!
3 yorum yazılmıştır
Yazan:yanangun | Tarih: 2006-05-21 14:41:36Konu: esperi slm
Yazan:yanangun | Tarih: 2006-05-21 11:34:36mail im den bana ulaşırmısın , senın mail adresını bulamıyorum:(
görüşürüz...
Konu: slm :)
Yazan:maskeliduygular | Tarih: 2006-05-19 22:55:39aklıma birden cüneyt arkınınçevirdiği film geldi. o da tutkundu hıkayedekı gec gıbı,ama onun sonu zalimlerin elinden oldu:)
çok güzeldi ..paylaşımın için sağol kendine ıyı bak görüşürüz.
buralardaysan cbox ıma msg at olurmu .birşey danışmak ıstıyorum sana
Konu: slm
selamlar ve hayırlı geceler dilerim...